Cts19052012

Geri Buradasınız: Anasayfa Anasayfa YAZARLARIMIZ Açelya SOYLU

Açelya SOYLU

Açelya SOYLU1989 Ankara doğumluyum. Lisans eğitimimi Gazi Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünde yaptım. Rus edebiyatı hayatımda hep çocukluğumdan gelen bir aşkı temsil etmekte zira. Oldum olası kitapları çok sevdim. Geniş bir kütüphane sahibiyim. Semtonline yazarlığının yanı sıra ingilizce ve rusça çeviriler yapmaktayım. Lisans tezimi Viktorya Tokareva’nın iki adet öyküsünü Türkçeye çevirerek tamamladım. Yakın geleceğe dönük hayallerim arasında Türk dili ve edebiyatı alanında yüksek lisans yapmak yer almakta. Onun dışında sadeliği seven, sakin bir kişiliğe sahibim. Kendimi şehrin kalabalığından, Ankara’nın soğuk merceklerinden sakınarak yaşamayı seviyorum. Hayvanlara fazlasıyla düşkünüm. Onlara hoyrat olanlara da bir o kadar düşmanım. Peki neden buradayım kısaca cevaplayayım. Semtonline benim için vakit geçirmekten oldukça haz aldığım bir yer. Fazlasıyla özgür ve hayata dair. Yazılarım dışında basın bülteninden de sorumluyum. Haberler mevzusunda sorularınızı, taleplerinizi info@semtonline.com adresinden bana da iletebilirsiniz.
Açelya SOYLU - E-Posta - Facebook - Twitter

Çarşamba, 18 Nisan 2012 19:54

Ellilerinde bir ‘aylak’

Yazan

A.Ömer Türkeş

6 Kasım 2009 Cuma

"Çok az sayıda ürün vermiş olmasına, değeri çok geç anlaşılmasına rağmen, edebiyatımızın önemli hatta efsaneleşmiş isimlerinden biridir Yusuf Atılgan…

Edebiyat çevresi elbette tanıyordu Yusuf Atılgan’ı. Ama 1973’de yazdığı ikinci romanı Anayurt Oteli 1987’de sinemaya uyarlanana kadar ünlü değildi. Ömer Kavur’un metne sadık kalarak yönettiği filmin kazandığı başarı sayesinde yeniden hatırlandı. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’la (1959) başlayıp Bodur Minareden Öte’deki (1960) hikayelerine, oradan Anayurt Oteli’ne (1974) ve yarım kalmış Canistan (2000) romanına kadar bütün anlatılarına hakim olan kalabalıklar karşısında yalnız ve yabancılaşmış insan teması ile yazarın hayat hikayesi arasında ilişki kuran bir çok inceleme ve eleştiri yazısı var. Bu nedenle kısa bir yazı içerisinde hayat hikayesi üzerinde durmayacağım. Zaten söz konusu temayı hayat hikayesindense yazdığı dönemin akımlarıyla ilişkilendirmenin daha yerinde olacağını düşünüyorum.

ANTON ÇEHOV (АНТОН ЧЕХОВ)

İÇERİK ÖZELLİKLERİ

1 - OLAYIN ÖZETİ:
Öykünün kahramanı günün birinde karısıyla birlikte aile büyüklerine ait eski bir eve gider. Ev uzun zamandır kullanılmadığı için kirli ve rutubetlidir. Bu eski evin duvarları atalarının tablolarıyla süslenmiştir. Kahramanımız tablolara bakarken gözüne büyük ninesinin portresi çarpar ve karısına onun hikayesinden bahsetmeye başlar. Hikaye şöyledir: Büyük ninenin tunçtan, çerçevesi kararmış eski bir aynası vardır. Öyle ki bu aynanın sihirli güçleri olduğuna inanılır. Hatta söylentilere göre aynanın içinde bir iblis saklıdır ve büyük nine bu iblise aşıktır. Büyük nine bu ayna için dünya para ödemiş ve çok daha güzel aynaları olmasına karşın bu aynadan bir türlü kopamazmış. Öyle ki öldüğünde bile kendisiyle gömülmesini vasiyet etmiş, ancak ayna tabuta sığmadığı için ihtiyarın bu dileği gerçekleştirilememiş. Hikayesini anlatmayı bitiren kahramanımız aynayı yönelir. Aynada burnunun yanağına doğru kaydığını görür ve kahkahayı basar. “Ninemin ne büyük tutkuları varmış.” diye eğlenir.
Aynayı merak eden karısı utana sıkıla ona yaklaşır. Kadın kendisini gördüğü anda tüm bedeni titremeye başlar ve ani bir çığlık atar. Sonra bayılır. Ertesi gün akşam üzeri ancak ayılabilir. Kendine gelir gelmez söylediği ilk cümle “Aynam! Aynayı getirin” olur. Ayna diye sayıklayan kadın bir hafta ne yer, ne içer. Günlerce uyumaz, saçlarını yolar, kendini yerden yere çalar. Doktorun kadının zayıflıktan öleceğini söylemesi üzerine adam son çare olarak isteğini kabul eder ve aynayı ona getirir. Aynayı gören kadın sevincinden kahkahalar atar, aynayı öptükçe öper ve gözlerini bir an olsun ondan ayırmaz. Bu böyle on yıl sürer. Güzelliği karşısında mest olan kadın kocasını beğenmemeye başlar ve “aklım olsa ona varır mıydım” gibi düşüncelere dalar. Nihayetinde bir gün karısının aynadaki yansımasına şahit olan kahramanımız aynanın sırrını öğrenir. Fazlaca şaşırır ve “ne olmuş, nasıl olmuş da benim çirkin, ucube karım aynada birden güzelleşir” diye düşünür. Birlikte aynanın karşısına geçip gözlerini ona diken kahramanımız kendine baktıkça gülmeye başlar. Karısı ise çok güzel olduğunu yineler durur…

Perşembe, 26 Ocak 2012 09:51

AŞKIN SON MEVSİMİ

Yazan

Bu filmin çıkmasını ömrüm boyunca dört gözle beklemiştim. Çünkü edebiyatçıları tema edinen film koleksiyonuma bir yenisini ekleyeyim isterdim. Çünkü okulda ne zaman 19. yy edebiyatında Tolstoy’un adı geçse akabinde hemen eşi Sofya da gelirdi. Çok sevdiğim bir hocam “Eşi onu olduğu gibi kabul etse Tolstoy’un çok daha farklı bir yaşamı olurdu.” derdi. Bu kadar kötü biri miydi peki dev yazarın esin perisi Kontes Sofya? Aşık değil miydi kocasına? Gerçekten bahsettikleri kadar berbat bir evlilikleri mi vardı? Tolstoy’un köylü kıyafetleri, kontesin Avrupai görünüşü zihnimde kıvılcımlar çakmasına sebep olsa da, tablonun tamamını gözümde bir türlü canlandıramazdım. O nedenle iyi oldu bu filmi yapmaları. Gerçi izlerken şahit olduğum had safhadaki histerik kadın karakteri neticesinde Sofya’nın mübalağa edilip edilmemesini sorgulamadım değil. Kanaat ettim, bir sözüm yok. Ancak 2009’da çıkan filmin üzerinden yaklaşık üç yıl geçmesine rağmen ben hala kararsızları oynamaktayım. Evet, şaibeden kurtuldum dersem yalan olur. Hala düşünüyorum, Sofya tamamen haksız mı, yoksa haklı olduğu yönler de var mı?

Perşembe, 19 Ocak 2012 09:59

Dadaizm

Yazan

İtalyan şair Tristan Tzara tarafından 1916 senesinde ortaya atılan Dadaizm akımı edebiyat ve sanatta her türlü geleneğe, kurala karşı çıkan; “kuralsızlığı kural edinen” akımın adıdır. Ortaya çıkma sebepleri arasında I. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden binlerce insan olması, insanların mutsuzluğa sürüklenmesi ve bütün bunların, dayatıldıkları mantık ve ahlakla hiçbir alakası olmadığına inanılması olmuştur. Dadaizm bütün bu savaşın doğurduğu acılara bir protesto, bir isyan niteliğindedir. Var olan tüm değer yargıları yok sayılmıştır.

Sayfa 1 / 4