Cts19052012

Geri Buradasınız: Anasayfa Anasayfa YAZARLARIMIZ Esra ALKAN

Esra ALKAN

Esra ALKANÇocukluğundan beri başka dünyaları merak etti. Başka ülkeleri, başka insanları tanıyarak bu merakını gidermeye çalıştı ve çalışıyor.
İstanbul Üniversitesi’nde Arkeoloji okurken aldığı sosyal ve fiziki antropoloji dersleriyle de insana olan merakını gidermeye çalıştı.
Dünya’da 50 ye yakın ülke gezdi ama Anadolu’yu gezerken ki heyecanı hep daha farklı oldu.
TRT 1 de yazıp sunduğu “Kalk Gidelim” adlı seyahat kültürü programını çok sevdiği çocuklarla birlikte 52 bölüm yaparak tamamladı. Gezerken hep aklında televizyon programını kitabını da yaymak vardı ve bunu program çocuklarıyla paylaştı. Çocuklar O’na duygu ve düşüncelerini yazıp postaladılar. Her il için yazacağı kitaplara el yazısıyla yazılan mektupları da koyacak. İlk iki kitap Düzce ve Mardin den çıktı bu uzun soluklu olacak bir dizi “Kalk Gidelim” kitapları olacak.
İlk mizah belgeseli ''Ünye de Fatsa Arası'' filminde, Fatsa ve Ünye'nin kültürel, sanatsal, tarihsel, yöresel zenginliklerini ve aralarındaki ezeli rekabet mizahi bir dille anlattı.
Esra ALKAN - E-Posta - İnternet Sayfası

Pazartesi, 20 Şubat 2012 10:58

KAHVALTI HALİ

Yazan

Tüm öğünlerden süzülüp gelen kahvaltı, kendine bir biçimde yer bulur. Bu yazımızda da evimizde kolayca hazırlayabileceğimiz bir kahvaltı sofrası anlatacağım sizlere:

Söz konusu kahvaltı, ilk çocukluk gibidir; nasıl bir yetişkin olacağımızın haberi gibi, nasıl bir güne başlayacağımızı belirler. Güzel günün ilk adımıdır.Tüm bunları bilip yine de “acelem var” demek, kahvaltı yapmadan evden fırlamak pek acıklı bir şey olarak biraz ötemizde dursun; bizim yazımız bu mutluluğu bilene...

Şimdi vereceğimiz tarifler kahvaltıya ilişkin bir çağrıdır. Kolayca hazırlanabilir olması
ise üşengeçliği siler atar.

İlk önce ekmeğimizi fırına koyalım. Hem yararlı, hem şişmanlatmayan; üstelik şekeri de düşüren sıcacık ekmek tarifi geliyor:
Yulaflı Ekmek;
2 su bardağı yulaf,
yaklaşık 4 su bardağı süt ya da hazır satılan kefir ayranı,
Sade ya da isteğe göre; (bir miktar) ceviz,badem,siyah üzüm ya da sadece zeytin
Hepsini bir kapta karıştırın ve yulaflar sütü çeksin...Yağlı kağıt koyduğunuz tepsiye karışımı dökün,170 derecede ısıttığınız fırına verin... Ekmeğiniz 15 dk. sonra hazır.

Pazartesi, 30 Ocak 2012 19:55

KEYİFLİ KAHVALTI = MUTLU BİR GÜN

Yazan

Kahwaa’da yaptığımız kahvaltı, ne zamandır yazmayı düşündüğüm ‘’Kahvaltı’’ yazısını birden ateşlemeye yetti. "Cadde’’de kahvaltıyı bir süre incelesem iyi olacak:
Kahvaltıyı, sağlığımızı göbekten etkileyen bir hayat tarzı olarak görürüm.’’Göbekten’’ dedim, siz mecazi anlamıyla anlamlandırdınız; Doğrudur; Ancak, ben sözlük anlamını daha çok vurgulamak istedim ki ‘’ aman dikkat, kahvaltısız başlanan gün, şişmanlığa davetiye çıkarıyor’’ diyebilmek için.
Kahvaltı, giderek ağırlığını koyan bir öğün oldu bende... Uyanıp aceleyle duşa giren, zorunlu birkaç şey atıştıran sakinlerimiz de ‘’hiç yoktan iyidir’’ dedirtir insana. Ancak günümüz düşünen, bilen, fark eden cadde sakinlerine, alelacele geçiştirilen kahvaltıları hiçbir gün için yakıştıramam; bu böyle biline :)
İpin ucunu’’brunch’’ dediğimiz devşirme bir türle kaçırmayalım lütfen. Demem o ki; işlerine geç gidebilenlere ya da hafta sonuna geniş ailesiyle (genç büyükanneler-büyükbabalar, eş-dost) başlamak isteyenlere cadde sınır tanımıyor. İnanmazsanız bir sabah kalkın; Suadiye Çatalçeşme’deki Kahwaa’ya gidin. Sabah 08.00’de demlenmiş çayınız hazır. Geçen yıllarda 09.30’dan önce çayını demlemiş mekan bulamıyordum Cadde’de!.. Neymiş; geç kapanıyorlarmış. Tamam efendim, ‘’kahvaltı servisimiz yoktur’’ yazın, olsun bitsin.
Kahwaa’ya sordum: Siz kaçta kapanıyorsunuz?
Demli çay her sabah kaçta hazır?
Her istediğimiz gazete de hazır mı?
Yönetici İsmet Yılmaz dedi ki:
‘’ Biz sabah 03.00’da kapanıyoruz. Kahvaltılarımızla öne çıkmak istiyoruz. Tesadüf değil, her sabah uykusunu almış personelimizle demli çayınız saat 08.00’de hazırdır. Gazeteleriniz mi? Hemen hepsini bulundurmaya çalışıyoruz ama çayınızı verirken de soruyoruz; gazetenizi göremediyseniz iki dakika sonra elinizdedir.
Tam on üç çeşit kahvaltılığımız var. Su böreğimize güveniriz. Sütümüz Sarıbaş Mandırası’ndan. Kalabalık aileler rahatlıkla gelsin diye fiyatımızı da 12 TL yaptık. Üstelik limitsiz çay ile.’’
 Kahwaa’nın güleryüzlü personeli kadar sorulara kattıkları bilgilerini de önemli buldum. Ayrıca, çalışmalarından örnek fotoğrafları sizlerle paylaşıyorum.
Ailemi aldım, Cafe Kahwaa’ya gittim:
Cumhuriyet gazetem hemen geldi;
Kahvaltı tabağı pratik ve zevkliydi;
Mekana çiçekler koyacaklarına söz verdiler.
İnce belli bardakla sunulan demlenmiş çayım, tereyağlı balım, taze ekmeğim ve en sevdiklerimle güzel bir Cadde gününe başladık...

Kahvaltı ayna gibidir; Yürürken insanların yüzüne bakın güne keyifli bir kahvaltıyla başlamış olanları ‘’şıp’’ diye anlayacaksınız.
Kahvaltı yapmak ya da yapmamak!.. Yapanlar ve yapacak olanlar beri gelsin, kahvaltı yazılarımız devam edecek; evinizde kolayca hazırlayacağınız tariflerde cabası...

CAFE KAHWAA’DAN ÖNERDİKLERİM:
- Ballenka / slav usulü ballı pasta
- Mozaik pasta
- Özel harman çayları
- Orman meyveli siyah çay
- Beyaz peynir ve domatesli kıvamında pişmiş tost
- Hakiki maraş dondurması, çok kalorili derseniz, içmeye hazır meyveli yoğurtlarını deneyin!..

 

Pazartesi, 30 Ocak 2012 19:12

UÇTU UÇTU: FİLMİMİZ UÇTU...

Yazan

Esra ALKAN - Ünye de Fatsa arasıUçak tam 8.15 de havalandı. Havalanırken artan hızıyla içimdeki duygu birlikte koşuyorlardı sanki...Uçak, Frankfurt’a, ben Ünye ve Fatsa’ya koşuyordum.

Birden, “İnsan mizahında gizlidir”, cümlesi düşüverdi aklıma:  Sessizce, cümlenin sahibi Esat Korkmaz’a bir selam verdim. Burada olsaydı; “ Zaman denen uçağa binmiş, kuş-ruh olmuş Frankfurt yolundayız”, derdi kuşkusuz. Sonra yanıma baktım, gözlerim Ali Öztürk ve Aynur Tan’ı aradı. Söz konusu Ünye olunca sürekli yanımızda olan arkadaşlarımızdan Ali ve Aynur maalesef uçakta değiller. Önce annesinin ameliyatı, sonra talihsiz bir trafik kazası Ali’yi Frankfurt yolundan alıkoydu.Aynur ise son günlere kadar gelmeyi düşünüyorken Mücahit’ten ve kendinden aldığım bilgilerle araya Gürcistan seyahatini koydu ve bizim filmi seyretmek İstanbul galasına kaldı. Sağlık olsun; artık bize de an be an festivali yazarak Fatsalı ve Ünyeli dostlarımıza yaşatmak düşer.

Kızım, ışığım, Beril; yüzüme bakıp Anne, sessizleştin, neye gülüyorsun, ne yazıyorsun?, dedi.

Gözlerimi yazdıklarımdan ayırıp; canım, belgeselcilerin dilleri değil, işleri konuşur. Popüler insan olmaya öykünmeyiz. Kurguladığımız hayalleri nasıl yaşama taşıdığımızı, tanık olanlar bilir. Biliyor musun? Şu anda filmimize katılan bütün Ünyeli ve Fatsalılarla havadayız. Hepimiz eğlene, eğlene filmimizi çekmişiz ve Frankfurt’ta görücüye çıkıyoruz. Hazır uçakta vaktimiz varken hadi dönüşteki Gala’yı planlayalım, dedik. Beyoğlu Sineması’na karar verdik bile. Laf aramızda çok da yaraşır.

Nimet Koç ön koltuktan“Kokteylin Fatsa lokumları benden”, diye sesleniyor. Yandan muhtar Seyhan Hanım’la Edanur Hanım “Fatsa lokumu da nereden çıktı! Bir kere o lukum Ünye Lokumudur;  yapmak gerekirse biz yaparız”, diye itiraz ediyorlar.