Doğmamış bebeğin ruhsal gelişimi nasıldır?
Bebek rahim içinde gelişmeye başladığı andan itibaren sinir hücreleri oluşmaya başlar. Özellikle 8. Haftadan itibaren beyin içindeki hücrelerin birbiriyle organizasyonu, yani birbiriyle iletişimi kurulur. Bu bebek daha 8 haftalıkken bile hafızanın oluşmaya başladığını gösterir. Bebek büyüdükçe beyin hücreleri artmakta ve birbirleriyle iletişimi çoğalmaktadır. Hafızadan bir süre sonra anneden ve babadan aldığı özelliklere bağlı olarak bebeğin kişiliğine ait ilk özellikler oluşmaya başlar. Bu, özellikle 20. Haftadan itibaren bebeğin hareketlerinden anlaşılır. Bunu müziklere verdiği farklı tepkilerle örnekleyebiliriz. Şaşırmaya gerek yok, çünkü kişilik rahim içerisinde oluşmaya başlar. Yaşam doğumda değil, ilk kalp atışlarının başladığı 5. Haftada itibaren olduğu için buna şaşırmamak gerekir. Beyin gelişimi 8. haftada başlayan, 32. haftaya kadar çok hızlı bir biçimde devam eden ve bebek 5 yaşına gelene kadar süren bir zaman dilimidir. Beyinle ruhsal gelişim arasındaki ciddi paralellik, bebeğe nasıl zeki olsun diye belli başlı yöntemler deniyorsak, rahim içindeyken de geçerlidir. Örneğin rahim içindeyken bebeğinize dinlettiğiniz bir müzikle onun doğduktan sonra da tanıdığı bu müzikle sakinleştirebilirsiniz.
Bebekle annesi arasında duygusal bir bağ var mıdır?
Bebekle annesi arasında duygusal bağ olduğu kanıtlanmış durumdadır. Bebek, anne karnına düşme itibariyle bazı sıvılar salgılamaya başlar. Bunlar annede hem fiziksel hem de ruhsal değişikliğe neden olur. Anne, anne olma duygusunu ilk burada yaşamaya başlar. Yani bu süreçte hazırlanmış oluyor. Bebek doğduğunda birden anne olmuyor. Bu da rahim içinde, hormonlar sayesinde gerçekleşiyor. İkinci önemli basamak ise bebek hareketleri başladığı andan itibaren gerçekleşir. Bebek hareketlerinin başlamasıyla artık hamilelik bir gerçek halini almaya başlar. 30. haftalarda, artık bebek anneye bilinçli olarak cevap vermeye başlar. Örnekse anne bebeğine “sakin ol” diye seslendiğinde bebek sakinleşir. En son ve nihai, en güçlü bağ ise, annenin bebeğini kucağına aldığı an itibariyle başlar. Bebek işitmeye 16. haftada başladığı zaman, ilk duyduğu ses annesinin kalbi, ilk görmeye başladığı yer rahim içidir. Yani güvenli bir ortamdır. Dokunma hissi başladığı andan itibaren de dokunduğu tek yer annesinin karnıdır. Bebek için en büyük gerçek annedir. Çünkü onun başka bir dünyası yoktur. O nedenle doğduktan sonra, örnekse ağladığında babadan daha çok anneye gittiğinde sakinleşir. Neden? Çünkü o ortamı tekrar bulabilmektedir. Doğduktan sonra rahim içinden ayrılma olayı ağlamakla sonuçlansa da bebek annenin kucağında o güvenli ortamı tekrar bulduğundan sakinleşmektedir.
Müzik dinletmek bebeğin kişiliğini nasıl etkiler?
Eğer bebek doğduktan sonra ağlamaya başladığında susturamazsak, rahim içindeyken alışkın olduğu müziği dinleterek sakinleştirebiliriz. Bu, anneler tarafından defalarca denenmiş ve başarılmış bir gerçektir. Özellikle bu konuda müziği kullanabiliriz. Bebeği müzikle daha zeki hale getirmek doğru bir inanış değildir. Müzik onu sadece sakinleştirir ve ruhsal gelişimine katkıda bulunur. Yani zekayı arttıran bir şey değildir. Günün her saati olabilir, ancak bebeğe müziği özellikle gündüz saatlerinde dinletmekte fayda vardır. Çünkü bebek rahim içinde günün vakitlerini bilemediği için, bu ona bunu doğmadan öğretmek için bir fırsattır. Rahim içindeki sesler, mesela kalp, bağırsak sesleri ve bazı uğultular en çok klasik müziğe uygun düşmektedir. Örnekse rock müzik tarzı gürültülü müziklere uygun değildir. O nedenle bebeklerin en favori müzikleri Mozart müzikleridir. Rahimdeki kalp ritimlerine uyduğundan, bebeğin hoşuna gider. Ona, zaten alışkın olduğu bir şeyi harmonik bir şekilde verdiğiniz için daha da iyi gelmektedir. Dediğim gibi, daha çok slow veya klasik müzik.










