Sağlık

CRASSULA SPA’DAN YENİ BİR DÜNYAYA DAVET

e-Posta Yazdır PDF


Antalya Belek’te yer alan Cornelia Diamond Golf Resort&Spa, lüks bir tatil keyfi yaşamak isteyenler için ideal seçenekler sunuyor. Cornelia Diamond Golf Resort&Spa bünyesinde yer alan Crassula Spa’nın büyüsüne kapılıp, dingin ve doğal ritimde, uyumlu ve sağlıklı bir yaşamı düşlemeye hazır mısınız?

Cornelia Diamond bünyesinde bulunan Crassula Spa Merkezi’nde, Wellness hizmetleriyle beden ve ruh yenilenmesi amaçlanıyor. Zen felsefesi detaylarıyla dekore edilen ve 100’ün üzerindeki masaj tekniğiyle donatılan Crassula Spa, kısa süreliğine de olsa size hayatınızın başrolünü teklif ediyor.

Erkekler burnuna, kadınlar göğsüne estetik yaptırıyor

e-Posta Yazdır PDF

Erkekler burnuna, kadınlar göğsüne estetik yaptırıyor
Doktorların açıklamalarına göre, son günlerde estetik uzmanlarına başvurularda giderek artan bir eğilim var. Yaz aylarında estetik yaptırmak özellikle kılcal damarların sıcaktan fazlasıyla etkilenmesinden dolayı önerilmiyor. En ideal dönem ise ilkbahar veya sonbahar mevsimi. Yani tatil öncesi veya tatil dönüşü estetik operasyonların zirve yaptığı dönemler…

 

 

KARMAŞIK KALORİ HESAPLARINA SON: “DOZ DİYET SİSTEMİ” İLE PRATİK, ÖZGÜR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR DİYET MÜMKÜN…

e-Posta Yazdır PDF

Sağlık, güzellik ve estetiğin adresi OTA Güzellik Merkezi; son zamanların büyük problemi düzensiz ve sağlıksız beslenmeyle ilgili alternatif çözümler sunuyor. OTA’nın uzman doktor ve diyetisyenleri tarafından geliştirilen DOZ DİYET SİSTEMİ, zayıflamayı oldukça kolay ve zevkli bir hale getirirken aynı zamanda sağlıklı ve fit bir vücudun da anahtarını sunuyor.  Güzellik ve sağlığın bir bütün olarak ele alınması düşüncesinden hareketle herhangi bir incelme programına girmeden önce vücudunuzun kas, yağ oranını, ihtiyaçlarını ve beslenme sistemini tanıyıp düzene sokmanız gerekiyor. OTA Güzellik Merkezi kişiye özel hazırladığı Doz Diyet Sistemi ile diyet yapmayı ve sağlıklı beslenmeyi zevkli hale getiriyor.
OTA Güzellik Merkezi’nin uzman doktor ve diyetisyenleri tarafından geliştirilen Doz Diyet Sistemi; sizi karmaşık kalori hesaplarından kurtararak sadece günlük almanız gereken doz miktarına göre beslenmenizi, sağlıkla ve keyifle kilo vermenizi sağlıyor.  Diyet yapmak isteyen kişilerin, vücut analizi, sağlık kontrolü ve doktor muayenesi sonuçlarına göre, günlük alması gereken Doz miktarı belirleniyor. Pişmiş ya da pişirilmemiş hemen her türlü yiyeceğin protein, yağ ve karbonhidrat miktarlarına göre Doz değerlerinin belirtildiği kitapçık kişiye teslim ediliyor. Böylece kişi gün içinde tükettiği tüm yiyeceklerin Doz Değerleri'ni bilip, diyetisyenlerce kendine belirlenen DOZ limitini aşmayacak şekilde ve özgürce diyetine devam edebiliyor. Diyetine sadık kaldıkça kilo vermesi kolaylaşıyor, kilo verdikçe de motivasyonu yükseliyor ve kendini daha mutlu hissediyor.

DOZ DİYET SİSTEMİ’ne örnek;
Gerekli ölçümler sonrasında günlük 25 DOZ besin tüketmesi gerektiğine karar verilen kişinin alternatif menüleri:
Kahvaltı :1 ince dilim ekmek, 1 ince dilim peynir, 1 domates + salatalık, şekersiz çay: 3,5 DOZ
Ara Öğün : 1 adet Cornetto dondurma: 3 DOZ
Öğle yemeği :1 adet hamburger, 1 su bardağı ayran, yeşil salata: 8   DOZ                                                                               
Ara öğün :1 tatlı kaşığı zeytin ezmesi, 1 dilim ekmek: 2,5 DOZ
Akşam yemeği : 1 porsiyon sebze yemeği, 1 çay bardağı yoğurt, yeşil salata: 5 DOZ
Ara öğün :1 çay bardağı süt, 2 kaşık müsli: 3 DOZ
Siz de ‘1  kibrit kutusu peynir, 3 siyah zeytin, bir parça ızgara tavuk göğsü’ gibi yemek özleminizi artıracak klasik diyetlere tekrar tekrar başlamaktan bıktıysanız Doz Diyet Sistemi ile tanışın. OTA Güzellik Merkezi diyetisyenlerinin size özel hazırlayacağı ‘doz diyet programları’nı hayat felsefeniz haline getirirseniz, kilo vermenin de almanın da korumanın da keyifli ve sürdürülebilir olduğunu fark edeceksiniz.
Ota Güzellik Merkezi: Ortabahçe Cad. No: 7/1-2-3 Beşiktaş/İstanbul Tel: (212) 236 47 11-12-13 www.otaguzellik.com
Ota Güzellik Merkezi:1994 yılında Ota Tıp Merkezi’nin bünyesinde hizmete girmiştir. 1996’dan beri kendi binasında hizmet vermeye devam etmektedir. Merkezimizde dermatolog, medikal estetik uzmanı, diyetisyen ve estetisyenler hizmet vermektedir.
Ota Tıp Merkezi: 1994 yılında Beşiktaş'ta ayakta teşhis ve tedavi hizmeti vermek üzere kurulmuştur. SGK (SSK, Bağ-kur, Emekli sandığı) ve tüm özel sağlık sigortaları ile anlaşmamız bulunmaktadır. Merkezimizde uzman doktorlar, hemşireler ve sağlık teknisyenleri hizmet vermektedir.

'KELEBEK ETKİSİ’ GERÇEK OLDU

e-Posta Yazdır PDF

KÜL BULUTLARI HAYATIMIZI NASIL ETKİLEYECEK?
Geçtiğimiz günlerde İzlanda’da patlayan yanardağ lavla birlikte kilometrelerce yükselen kül bulutları oluştu. Bulutlar rüzgarla taşınarak kapımıza kadar geldi.  Uçak motorlarına verdiği ciddi zararlar onlarca uçuşu iptal ettirdi. Bu bulutların insan sağlığına etkileri nedir, kirli havadan ne farkı var, nasıl korunmalıyız?  Ota Tıp Merkezi’nden Uzman Doktor Faik Akvardar bilgi verdi:
Kül bulutunun içeriği nedir?
Türkiye Toraks Derneği’nin yaptığı basın bildirisine göre; kül bulutunun içerisinde bulundurduğu partiküller, 10 mikrondan küçük %25 kadar organik ve inorganik  partikül ve toksik gaz içeriyor. Kül bulutu bir tür silikon da içerir. Kül aslında tek başına çok kötü sonuçlar doğurmuyor. Asıl kötü olan bu toksik gazın içindeki flor ve kükürt gibi maddeler.   İzlanda’dan ülkemize gelen kül bulutlarının sağlığa ne gibi etkisi var? Egzoz’dan kirli havadan farklı olarak nasıl bir içeriğe sahip?
Kül bulutları sağlıklı insanlar için zararlı değil ancak  kronik bronşit, astım, KOAH, solunum yolu allerjileri gibi solunum yolu hastalıkları  bulunan kişilerde durum farklı.  Gazın içindeki flor kükürt gibi maddeler özellikle hayvanlar için çok zararlı. Otların içine karışarak bu otları yiyen hayvanlarda sağlık sorunlarına yol açıyor. Fark şudur; Egzoz gazı ve kirli havada açığa çıkan karbondioksit gazı atmosferde birikir ve atmosferi etkiler. Direkt olarak insan sağlığını etkilemez. Yine atmosferde biriken egzoz gazı ya da kirli hava küresel ısınmaya neden olarak bizleri indirekt olarak etkiler. Ancak kül bulutları direkt olarak solunum sistemini etkiliyor.   Kül bulutlarından olumsuz yönde etkilenmemek için, kendimizi nasıl korumalıyız? Bahsedilen hastalıkları olan kişiler  mümkünse dışarı çıkmasınlar, çıkmak zorunda olanlar ise maske kullansınlar ya da en azından atkı, eşarp ile ağız ve burunlarını  kapatmaya çalışsınlar  ve hızlı bir şekilde kapalı ortama girsinler. Daha önceden solunum yollarından şikayeti olmayan sağlıklı bireylerde de kül bulutu maruziyetinden sonra boğazda yanma, nefes almada güçlük başlarsa hızla kapalı ortama girsinler. Bebekler ve çocuklar dış ortamda böyle bir dönemde oyun oynamasınlar. Yağmurla kül bulutu gelirse önerimiz şapka ve şemsiye kullanılması yönünde.  Özellikle hangi hastaların daha fazla dikkat etmesi gerekiyor? Kalp ve akciğer vb. hastalarının dikkat etmesi ve yapması gerekenler? Kronik bronşit, KOAH, solunum yolu alerjileri bulunan kişilerin; çocukların, bebeklerin evden zorunlu olmadıkça çıkmamalarını ve evdeyken pencerelerini kapalı tutmaları öneriyoruz. Kül bulutundan en çok kimler etkilenebilir? Çocuk, hamile, vs. ? Bu kişiler üstünde zararları neler olabilir?
Kronik solunum yolu alerjileri ve kronik bronşiti olanlar ile çocuk ve hamilelerinde açık havaya mümkün ise çıkmamalı. Kül bulutundan etkilenmemek için evde ne gibi önlemler alınabilir? Veya evde kişinin kendi kendine uygulayabileceği yöntemler var mı? Evde alınabilecek önlem dışarıdaki havanın içeriye mümkün olduğunca az girmesi için gerekmedikçe kapı ve pencerelerin açılmaması, yağmur ile birlikte kül bulutunun gelmesi söz konusu olursa şapka takmak, mutlaka şemsiye kullanmak ve yağmur ile cildin temasına engel olmak için yağmurluk giymek.  Ozon tabakası: Ozon 3 adet  oksijen molekülünden oluşan bir maddedir. Atmosfer tabaklarından biri olan stratosfer de bulunmaktadır. Ozon tabakası canlılar için hayati önem taşımaktadır. Güneş’den gelen zararlı ışınları tutarak canlıların zarar görmesini engellemektedir.
Asit yağmuru: Atmosfere yayılan kükürtdioksit ve azotdioksit gazlarının kimyasal dönüşümlerden geçtikten sonra bulutlarıdaki su damlacıkları tarafından emilmesi ile oluşur. Daha sonra bu damlacıklar yeryüzüne yağmur, kar gibi yollarla düşerler. Bu toprağın asitlik miktarını arttırır ve tatlı su kaynaklarının kimyasal dengesini bozar.
Hava kirliliği: Atmosferdeki birçok kirleticinin insan, hayvan, bitki yaşamına çevre kalitesine, ticari araçlara zarar  vermesi olarak tanımlanabilir.
Kül bulutu: Kül bulutu içerisinde  10 mikrondan küçük %25 kadar organik ve inorganik  partikül ve toksik gaz içerir.
Sera etkisi: Dünya üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir.
Ultraviyole ışınları: Elektromanyetik ışınım, dalga boyuna göre çeşitli sınıflara ayrılır. Bunlar, en uzun dalga boyundan en kısasına doğru radyo, mikrodalga, kızılötesi, görünür, morötesi X-ışını ve gama ışınımlarıdır.
Küresel ısınma: Küresel ısınma, insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir.

ABD'Lİ EMZİRME UZMANINDAN ANNELERE UYARI: “Bebek cuk cuk sesi çıkarıyorsa, iyi ememiyordur

e-Posta Yazdır PDF

Uluslararası sertifikalı bir emzirme danışmanı olan ABD'li Lisa Marasco, Acıbadem Maslak Hastanesi'nde 9-10 Nisan’da düzenlenen “2010'da Anne Sütü ve Emzirmeye Dair Neler Biliyoruz- Bilimsel Bir Bakışla”  Sempozyumu'na katılmak üzere Türkiye'ye geldi. 2009’da yayınlanan ‘Sütünüzü Nasıl Artırabilirsiniz?’ adını taşıyan ve annelere verimli emzirme konusunda referans olan kitabın yazarı olana Lisa Marasco, birikimlerini Türk anneleriyle paylaştı.
Bebek sağlığıyla ilgili uzmanlara, ebelere ve hemşirelere de emzirmenin inceliklerini ve başarılı emzirmenin püf noktalarını anlatan Lisa Marasco, “Eğer bebek çok fazla cuk cuk sesi çıkartıyorsa bu iyi değil, bu bebeğin annesinin memesini iyi ememediğini gösteriyor. Ayrıca memelerin kocaman olması da annenin sütünün bol olduğunu göstermiyor” dedi. Bazen bebeklerin damaklarındaki gizli yarıklardan ya da dil kökü bağlarından kaynaklanan sorunlarla memeyi iyi kavrayamadıklarını, bu durumun da çok fazla çıkartılan 'cuk cuk' sesleri arasında kaybolduğunu anlatan Marasco ve konusunda diğer uzman konuşmacılar konferansta şu ilginç bilgileri verdiler:  
-   Annenin gençlik döneminden itibaren obezite sorunu varsa, bu durum süt üretimini olumsuz etkiliyor.
-    Çok uzun süren stresli dönemler, vakumlu ya da kaşıklı (forsepsli) doğum, acil sezaryenler emzirmeyi olumsuz etkiliyor.
-   Aşırı ödem sütün memelerden zor salgılanmasına neden oluyor.  Ödemli annelerde süt 2-3 gün gecikerek geliyor, ödem azaldıkça süt artıyor.  Ödemi söktürmek için annelerin salatalık, karpuz, lahana yemesi öneriliyor.
-   Annenin yumurtalığında çok fazla kist olması, testeron oranını artırıyor. Bu durumda 2-3 hafta sonra süt gelebiliyor. Kistlerden kurtulmanın yolu ise doğum.
-    Bazen plasenta rahim kaslarına yapışıyor, geç atılıyor ve çok fazla kanamaya neden olabiliyor. Plasenta içerde kalırsa süt üretimi etkilenebiliyor.
-   Anne önceki bebeğini sezaryen ile dünyaya getirmişse, 35 yaş üzerindeyse, çoklu gebelik varsa, süt üretimi gecikiyor.
-    Çok fazla nane yemek, nane çayı ve sigara içmek sütü azaltıyor.
-    Nezlede kullanılan bazı ilaçlar süt üretim hormonu olan prolaktini ve dolayısıyla sütün üretimini azaltıyor.
-    ‘Çok fazla su içersem sütüm bol olur’ anlayışı doğru değil. Aşırı su içme çok süt üretileceği anlamına gelmiyor.  Emziren anne susadıkça içmeli.
-    Eğer dil bağı sorunu nedeniyle bebek ememiyorsa bu bağın kesilmesi bebeğin annesinin sütünü daha iyi almasını sağlıyor. Ancak bu bağın kesilme işleminin mutlaka, bir uzman tarafından yapılması gerekiyor.  
-    Süt veremeyen annelerin memeleri kontrol edilmeli. İki meme arasında 3 parmaktan fazla aralık varsa bu anatomik bir bozukluğun göstergesi olabileceği için bir risk faktörü.  
-    Gebelik sırasında memelerde damarların genişlemesi görülmeli.  Damarsız memeden süt gelmeyebilir.
-    Meme çatlaklarının çok fazla olması, emzirme süresini azaltacağından, bebeğin emmesiyle annenin yeniden süt üretmesini uyaran faktörler azaldığı için, süt üretimi düşüyor.

DOĞAYI ÖRNEK ALMALIYIZ
Memeliler için emzirmenin doğal bir süreç olduğunu ve emzirme sürecinde de doğanın örnek alınması gerektiğini vurgulayan Acıbadem Maslak Hastanesi Yenidoğan Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, şunları söyledi:
“Her memelinin sütü; kendi yapısına, yaşam tarzına, büyüme hızına göre özel olarak oluşuyor ve sunuluyor. Örneğin maymun yavrularının, insan yavrusu gibi doğumdan hemen sonra hareket etme becerileri zayıf. Bu yüzden anneleri ‘çanta’ gibi yanlarında taşıyor ve sürekli bir tensel temas kuruyorlar. Bu yakınlığın doğal sonuçlarından biri de bebek istedikçe de emme şansının olması. İşte emziren anneler de, doğayı örnek almalı.
Emzirmekten korkmak yerine, bebeklerimizi hareketlenip de uzaklaşana kadar taşımalı, tensel temas kurmalı ve onlar istedikçe emzirmeliyiz, bundan çekinmemeliyiz.”
DÜZENLİ EMZİRMEK BEBEK ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEDE YÜZDE 13 ETKİLİ
Toplantıda “Bebek Dostu” hastane uygulamasının annelere emzirme alışkanlığının kazandırılmasına yaptığı katkıları anlatan Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Sema Özbaş, “Eskiden ilk 6 ay mutlaka ve sadece anne sütü verin diyorduk. Şimdi yine, bunu söylüyoruz ancak annelerin emzirmeyi en az 2 yaşına kadar sürdürmelerini istiyoruz. Çünkü sadece emzirmek bebek ölümlerinin önlenmesinde yüzde 13 oranında etkili.’ diye konuştu.
Dr. Sema Özbaş, bebek dostu hastane uygulamaları hakkında şu bilgileri verdi:
-    İlk 6 ayda anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarının yüzde 100’ünü karşılıyor.
-   6-12 ayda yüzde 50’sini karşılıyor.
-   Uzamış emzirme süresi, büyüme ve bilişsel işlevlere olumlu etki yapıyor, kronik hastalık ve şişmanlık riskini azaltıyor.
-   Dört ayın üzerinde anne sütü alan bebeklerin, ergenlik dönemindeki obeziteden kurtulduğunu bilimsel araştırma verileri ortaya koyuyor.
-    Bebek Dostu Hastaneler girişimini, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF başlattı. Dünyada 150 ülkede 20 bine yakın Bebek Dostu sağlık kuruluşu var.
-   Türkiye'de 81 ilde il eğitim ekipleri var. Türkiye'de  2009 yılı verilerine göre 725 Bebek Dostu Hastane var.  
-   Ülkemizde 77 bebek dostu il var. Sadece Ağrı, Batman, Iğdır ve Şırnak Bebek Dostu il değiller. Bu yıl içinde olacaklar.
-    Türkiye'de ilk 6 ay anne sütü rakamları bu yıl yüzde 41,6’ya ulaştı. Türkiye iyi durumda. Gelmek istediğimiz yere gelmedik, daha çok çalışmamız gerekiyor. Bebek ölümlerini düşürmeyi amaçladığımızdan anne sütü çok önemli.
-  2009 yılı için bebek ölüm hızını 13,1 hesaplıyoruz. 2013 yılında binde 12’nin de altına inmeyi hedefliyoruz.

BENJAMIM BUTTON FLİM OLMAKTAN ÇIKIYOR

e-Posta Yazdır PDF

THERMAGE İLE TEK SEFERDE ZAMANI GERİYE DÖNDÜREBİLİRSİNİZ

Thermage ve radyo frekans esanslı çalışan cihazlar deride sarkma ve selülitlere karşı son yıllarda bilinen ve tercih edilen uygulamalardan biriydi. Modern cerrahi 2010 yılında da hızla ilerlemeye devam ediyor, teknolojinin cerrahiye kazandırdığı yeni model Thermage ile sadece tek seans da Benjamin Button hikayesi neredeyse gerçek oluyor. Sadece tek seans uygulanabilen son Thermage CPT teknolojisi, ciltte sıkılaşma ve toparlama sağlayıp uygulama işlemini oldukça kolaylaştırıyor, radyo dalgaları kollagen dokuda yenilenme sağlıyor. Uygulamanın öncülerinden Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Naci Çelik’e Benjamin Button olmanın yolunu yani zamanı geri döndüren Yeni Thermage’ı sorduk. Thermage CPT sisteminden bize kısaca bahseder misiniz? Klasik Thermage, cildi sıkılaştırıp düzeltmek, derinin kontur oluşumunu sağlamak ve selülit görüntüsünü azaltmak için kullanılan etkili bir yöntemdi. Çalışma esası şu: cildinizin derin tabakalarındaki liflerin kollajen moleküllerinin kısalıp, gerginleşmesini ve destek dokulardaki sarkıkları toparlayarak, cildinizi eskisinden daha genç görünmesini sağlıyor. Yalnızca tek seans uygulanan monopolar bir radyofrekans yöntemi olan Thermage’ın en büyük artısı ise sonuçların yavaş yavaş ve artarak ortaya çıkması, oldukça etkili olması ve her deri tipinde uygulanabiliyor olmasıdır.

Yeni Thermage CPT’nin eski Thermage ve radyo frekans esaslı çalışan cihazlardan farkı nedir?  Diğer cihazlardan farklı olarak en önemli özelliğinin tek seanslık bir işlem olması diyebiliriz. Thermage; facelift, blepharoplasty, liposuction ile karıştırılmaması gereken, cerrahi olmayan farklı bir uygulama. Yurtdışında özellikle Amerika’da da bugünlerde oldukça yaygın olan bu yöntemin en önemli farkı, tedavinin derinliğinin cihaza değil hastaya özel kullanılan başlıklara bağlı olması. Yani her hastaya farklı uç kullanıyoruz. Derin dokuları eşit şekilde ısıtıp gerginleştiriyor ve cryogen soğutma sistemi ile epidermisi koruyor.

Uygulama tam olarak ne kadar sürüyor ve etkilerini ne zaman görebiliyoruz? Uygulamadan hemen sonra günlük yaşantımıza devam edebiliyor muyuz? Tabiî ki uygulanan bölgeye göre uygulama süresi değişiyor. Ama minimum 20 dakika ile maksimum 2 saat süren tek bir seanslık sıkılaşma ve incelme sağlayan bir yöntem diyebiliriz. Uygulamadan hemen sonra gözle görülebilen bir değişim olabiliyor ama etkiler 6-9 ay içinde artarak devam ediyor. İşlemden hemen sonra, çıkıp işinize geri dönebilir ve günlük aktivitelerinizi sürdürebilirsiniz.

Uygulama esnasında ağrı, sızı hissediliyor mu? Yeni Thermage’ın özelliklerinden birisi kişiye “özel başlıkların”  kullanılması ve ısının kollagen dokuya transferi esnasında radyo dalgalarının etkisiyle derinin derin kısımlarında ısı hissedilmesidir. Bu ısınma kolajenin sıkılaşması için gereken ısıya gelindiğinin göstergesidir. Dolayısıyla özellikle boyun, karın bölgesi ve kollarda yapılan uygulamalarda daha fazla, göz kapağı ve yüz uygulamalarında daha az olmak üzere ağrılı bir işlemdir. Bu ağrının hissedilmesi tedavinin olmakta olduğunu gösterir ve gereklidir. İyi tarafı işlem sonlandığında bir ağrı hissedilmemesidir ve bu ağrı herhangi bir anestezi kullanılmadan hasta tarafından tolere edilebilir. Aynı zamanda bu yeni sistemde ısı hastanın toleransına göre azaltılıp çoğaltılabilme özelliğini taşıyor. Cryogen soğutma sistemi ile epidermesi korunuyor böylelikle hasta bu yanma ağrısını daha az hissediyor.
Yüz germe ameliyatı kadar etkili mi? Bıçak altına yatmaktan korkan ve sağlık sorunları nedeniyle ameliyat olamayan hastalar için kullanabileceğimiz ilk seçenektir. Elbette estetik cerrahi kadar etkili değil. Çok sarkmış ciltlerde ve kalın derilere yapılan uygulamalardan çok etkili sonuç alamayız. Ama yüz germe veya karın germe yaptırmış ya da liposuction sonrası istediği sonucu elde edememiş hastalarda kesinlikle öneriyoruz. Çünkü cerrahi işlemler konturu düzeltebilir ancak deri yapısında bir değişiklik oluşturmaz. Thermage ise deriyi gençleştirir.

Peki Thermage uygulamasının sonuçları ne kadar kalıcı oluyor? Thermage uygulamasının kolajen yapısında hemen etkisini gösteren bir sıkılaşma sağlıyor ve zaman içinde de bu sıkılaşma artış gösteriyor. Yani şöyle düşünün, saç teli yakıldığı an hemen nasıl kısalıyorsa yaşlanmış cilt yani gevşemiş kolajen yapısı da, aynı saç gibi,  uygulama yapılır yapılmaz kendini toparlıyor ve gerginleşiyor.  Hasta en erken bir yıl sonra olmak üzere isterse tekrar işlem isteyebilir. Ama eğer hasta yeterli sonuç aldıysa tekrar yaşlanana kadar bir daha yaptırmak zorunda değildir

.En çok kimler tarafından tercih ediliyor?Kimler için ideal hasta diyebiliriz?  En çok hamilelik ve kilo kaybı sonrasında tercih ediliyor. Ayrıca cerrahi müdahaleye zaman ayıramayacak olan çalışan hastalar bize başvuruyor. Kozmetik olarak kullanılan krem ve jellerden daha etkili olan bu sistem cerrahi olmayan bir sistem olmasıyla sarkıklarından ve selülitlerinden şikayet edenlerin başvuracağı bir tedavi oluyor. Özellikle 35-60 yaş aralığındaki hastalar bizim için ideal diyebilirim.
Thermage işlemini kimlere uygulamıyorsunuz?  Kronik NSAI türü ağrı kesici veya kortikosteroid ilaç kullanıcılarına, sürekli kilo-alıp veren kişilere ve kalitesi kötü deriye sahip yani aşırı güneş hasarı almış kimselere uygulamayı gerçekleştirmiyoruz. Ayrıca kalp pili veya orta kulakta işitme cihazları yerleştirilmiş hastalara bu işlem uygulanamaz.

Naci Çelik/ Prago Klinik Adres-Tel-Web    :     Bağdat Caddesi. Zincirliköşk Sokak. Köşk Apartmanı No:2 Daire:10 Erenköy / İstanbul +90 (216) 386 27 27 www.drnacicelik.com www.nacicelik.com

HAMİLELİĞİNİZDE BACAK SAĞLIĞINIZI İHMAL ETMEYİN!

e-Posta Yazdır PDF

Boehringer Ingelheim tarafından yaptırılan araştırmalara göre gebelik sırasında damarlar, vücut genelindeki kan dolaşımında yaklaşık %20 daha fazla kanı taşımak zorunda kalıyor ki bu fazladan bir litre kan demektir; gebeliğin dokuz aylık döneminde ve sonrasında kan damarlarında ekstra gerilim oluşur. Meydana gelen hormonal değişiklikler damar çeperlerinin esnekleşmesine ve gevşemesine ve dolayısıyla, kanın bacaklarda birikmesine neden olabiliyor.
Gün içinde sıkı çoraplar giyerek, ayaklarınızı sık sık yukarıya kaldırarak ve bacaklarınıza masaj yaparak varisli damarların oluşma riskini azaltabilirsiniz. Beslenmenize de dikkat etmelisiniz, en etkili çare düzenli egzersiz yapmaktır.
Doğumu takip eden iki ay içerisinde şikayetler ortadan kalkmamışsa  etkili tedavi  seçenekleri kullanılması uygun olacaktır. Hızlı etkisi ile öne çıkan kırmızı üzüm yaprağı özütünün damar çeperini iyileştirip, elastiklik sağlayarak kan dolaşımını artırdığı ve böylece bacaktaki şişmeleri ve ağrıları azalttığı kanıtlanmıştır.
  www.sagliklibacaklar.com
Boehringer Ingelheim Hakkında:
Boehringer Ingelheim, dünyanın başlıca 20 ilaç şirketinden biridir. Genel merkezi Ingelheim-Almanya’da olan şirket, 47 ülkede 135 iştiraki ve yaklaşık 41.300 çalışanı ile faaliyet göstermektedir.  Aile şirketi olarak kurulduğu 1885 yılından bu yana kendini insan ve hayvan ilaçları için yüksek tedavi değeri olan yepyeni ürünlerin araştırma, geliştirme, üretim ve pazarlamasına adamıştır.
2007 yılında, Boehringer Ingelheim, net satışı olan 11,6 milyar €’nun beşte birini en büyük iş segmenti olan reçeteli ürünler alanında araştırma ve geliştirme faaliyetlerine harcamıştır.
www.boehringer-ingelheim.com.tr

Sayfa 1 of 28

    
    
    
    

VİTAMİN GIDA

Vitamin Gıda

ÇAĞLA&NİLAY EMLAK

TÜMBAY SÜRÜCÜ KURSU

AYAZOĞLU PİKNİK ALANI