Yönetmen Alattin Durmaz’ın çaycılık’tan, makinistliğe, makinistlikten yönetmenliğe uzanan yaşam hikayesi…
Yönetmen Alaattin Durmaz, Beyoğlu’nda Yeni stüdyo’da 10 yaşında iş hayatına çay ocağında çalışmayla başladı. Her gün çay servisi yaptığı dönemin ünlü oyuncuları, Türkan Şoray, Kartal Tibet, Kadir İnanır, Kemal Sunal ve ünlü yönetmenlere kendisini sevdirdi.
Hayatı ise bir gün ünlü yapımcı Türker İnanoğlu’nun Gırgıriye filminin dublajı için stüdyo’ya gelmesi ile değişti. İnanoğlu dublaj için filmin oyuncularını beklerken, Durmaz ile sohbet etmeye başladı. Sohbetten memnun kalan, İnanoğlu, “ senin ilerde iyi bir yönetmen olacağından şüphem yok. Bu iş zevkle ve aşkla yapılır. O nedenle bugünden itibaren çay ocağında çalışmayacaksın ve seni biraz bu sektörde pişmen için stüdyo makinistinin yanına veriyorum” dedi.
O gün Durmaz’ın hayatı değişmişti. 4 yıl yeni stüdyoda makinistlik ve 35 mm film montajcılığı yaptı. Burada çok iyi yetişen Durmaz’ı, daha sonra, ünlü Yapımcı Türker İnanoğlu’nun yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Henüz 14 yaşında olmasına rağmen hemen, hemen sete hakim olması nedeniyle setin her bölümünde kendisini yetiştirdi. Film sektöründe Türker İnanoğlu’nu kendisine örnek alan Alattin Durmaz, kendisini bugünkü konumuna gelmesinde büyük emeği olan Türker İnanoğlu’na minnet ve şükran duymaktadır.
Röportaj: Erol USTA
Sivas’ın Gölova İlçesi’nin Karayakup Köyü’nden çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak için 1977 yılında İstanbul’a taşınan 7 çocuk babası rahmetli Mehmet Durmaz, İstanbul Beyoğlu’na yerleşir. Uzun süre iş arayan Mehmet bey daha sonra bir apartmanda kapıcı olarak iş bulur. Yeni bir şehirde düzenini kuran Mehmet bey 7 kardeşin en küçüğü olan Alaattin Durmaz’ı, aile bütçesine katkı sağlasın diye, Yeni Stüdyo’nun çay ocağında işe yerleştirir. 10 yaşında olmasına rağmen kısa sürede çay servisi yaptığı dönemin ünlü oyuncularının dikkatini çeken Durmaz’a, yeni projelerde rol almasını söylerler. Daha o günlerde hedefinin, “oyuncu olmak değil, yönetmen ve yapımcı olmak” olduğunu söyler, Türkan Şoray, Kadir İnanır, Kemal Sunal gibi ünlü oyunculara.
Hayatı ise bir gün ünlü yapımcı Türker İnanoğlu’nun Gırgıriye filminin duplajı için stüdyo’ya gelmesi ile değişti. İnanoğlu dublaj için filmin oyuncularını beklerken, Durmaz ile sohbet etmeye başladı. Sohbetten memnun kalan, İnanoğlu, “ senin ilerde iyi bir yönetmen olacağından şüphem yok. Bu iş zevkle ve aşkla yapılır. O nedenle bugünden itibaren çay ocağında çalışmayacaksın ve seni biraz bu sektörde pişmen için stüdyo makinistinin yanına vericem” dedi.
O gün Durmaz’ın hayatı değişmişti. 4 yıl yeni stüdyoda makinistlik ve 35 mm film montajcılığı yaptı. Burada çok iyi yetişen Durmaz’ı, daha sonra, ünlü Yapımcı Türker İnanoğlu’nun yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Henüz 14 yaşında olmasına rağmen her söyleneni anında yapmakla kalmayıp, çok iyi bir gözlem yaparak setteki çalışmaları hafızasına not ediyordu. Bu özelliği sayesinde setin her bölümünde kendisini yetiştirdi. Film sektöründe, Türker İnanoğlu’nu kendisine örnek alan, Alattin Durmaz zamanla dönemin ünlü oyuncularıyla da arkadaş oldu.
Erol Usta: Türker İnanoğlu ile nasıl tanıştınız?
Alaattin Durmaz: Yeni Stüdyo’da çalışmaya başladıktan sonra yapımcılar arasında en çok ismi geçen kişi Türker İnanoğlu idi. Onunla tanışacağım günü hep hayal ederdim. Stüdyoda Gırgıriye filminin dublajı yapılacaktı. Filmin yapımcısı ise tanışmak için sabırsızlandığım Türker İnanoğlu idi. O gün izinli olmama rağmen stüdyoya geldim. Türker bey’in, kahvesini götürdüm. Stüdyo da, benden başka kimse yoktu. O da oyuncuların gelmesini bekliyordu. Bana, “ dublaj makinistti kim” diye sordu. Heyecandan titriyordum. Hiç tereddüt etmeden benim dedim. Elimde çay tepsi ile öğlece kala kaldım. Neredeyse kalbim duracaktı. Başını kaldırdı ve bana öğlece baktı. Bir süre sonra, “ çocuğum sen benim kim olduğumu biliyor musun” dedi. Evet dedim. Burada çalışmaya başladığım ilk günden beri tek hayalim sizinle tanışmaktı. Çünkü bu sektörde tek amacım sizin gibi olmak dedim.

Erol Usta: Türker bey sizin makinist olduğunuza inandı mı?
Alaattin Durmaz: Şaşırdı verdiğim cevap karşısında, “sen burada çaycı değimlisin ” dedi. Hiç duraksamadan cevap verdim. Evet efendim. Çay ocağında başladım. Sağ olsun ağbilerim beni bu alanda yetiştirdiler. Çünkü bu mesleğin A’ dan Z’ ye her bölümünde çalışarak öğrenmek istiyorum. Ve bir gün sizin gibi yapımcı ve yönetmen olacağım. Tek isteğim bu dedim. Biz Türker beyle bu konuşmaları yaparken içeri ustam, Erkan Esenboğa girdi. Türker bey’e, “ hocam sizin en büyük hayranınızla, tanışmışsınız” dedi.
Erol Usta: Türker beyin cevabı ne oldu?
Alaattin Durmaz: Hiç unutmam, Erkan beye, “ evet delikanlı ile siz gelene kadar sohbet ettik. Bu mesleği aşkla ve sevgi ile yapacağından hiç kuşkum yok. Onu yanına almakla çok iyi yapmışsın bu gençte gelecek var” dedi. Türker İnanoğlu’nun bu sözleri benimle birlikte hocamı da duygulandırmıştı. O gün hocam Erkan Esenboğa’nında verdiği direktifler ile, Gırgıriye’nin dublajını yaptım. Türker bey giderken bana, “ seninle ilerde beraber çalışacağız” dedi. Meslek hayatımda kendime örnek aldığım, Türker beyle tanışmanın mutluğunu yaşıyordum. O gün bir gün hayalimin gerçek olacağına tüm kalbimle inandım.
Erol Usta: Peki bu konuşmadan sonra Türker beyle çalışmaya başladınız mı?
Alaattin Durmaz: 1984 yılında, Türker İnanoğlu’nun firması olan Erler film’e montajcı olarak başladım. İlk montajını yaptığım, Tarık Akan ve Ahu Tuğba’nın oynadığı ‘Kayıp Kızlar’ filmi idi. Daha sonra bir çok filmin montajını ve asistanlığını yaptım. O yıllarda Türkiye’de video dönemi başladı ve Türker İnanoğlu’nun kurduğu, Ulusal Video’da önemli görevler almaya başladım. İşimi çok sevdiğim için bazen bir iki hafta eve gitmeden çalışıyordum. Benim bu işi gerçekten çok sevdiğime o çalışmalar sırasında tam anlamıyla inanan,Türker İnanoğlu, beni odasına çağırdı ve ‘ sen artık yarından itibaren, Halit Refiğ, Orhan Elmas, Osman Seden’in asistanlığını yapacaksın’ dedi. Türker beyin odasından nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Hayalimde çalışmayı düşündüğüm sinamanın gerçek ustalarına asistan olmuştum. O gece sabaha kadar uyumadım. Dua ettim, ‘Allah’ım sen beni mahcup etme bana güvenen insanlara’ diye..
Erol Usta: İlk asistanlığını yaptığınız yönetmen kim?
Alaattin Durmaz: Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz sevgili hocam’ın yönettiği Alev Alev filminde onun asistanı olarak çalışmaya başladım. O yıllarda sinama sektöründe çalışan teknik ekip ve oyuncular bir birlerine çok bağlı idiler. Sette her zaman sevgi ve saygı ön plandaydı. Size alev Alev’in setinde yaşadığım bir anımı da bu vesile ile anlatmak istiyorum. ‘ Sevgili Gülşen Bibikoğlu ablamın gelinlikli bir sahnesini çekmek için hazırlığımızı yapıyorduk. Sabahın erken saatinde sete geldi. Sahne için hazırlığını yaptı. Biz de o arada diğer sahne çekimlerini yapıyorduk. Ancak bizim çalışmamız gece saat 12’ye kadar sürdü. Sete sabah 8.30’da gelmesine rağmen Gülşen ablamın sahnesini çekemedik. Saatlerce sahnesinin çekimi için bekledi. Diğer sahnelerin çekimi uzadığı için rahmetle andığım değerli hocam Halit Refiğ beni yanına çağırdı ve ‘git Gülşen hanıma söyle onun sahnesi’ni yarın çekeceğiz’dedi. Kendisine hocamın söylediklerini aktardım ve sette çalışan tüm arkadaşlara teşekkür ettikten sonra ayrıldı’ bunu neden anlattığıma gelince yeni nesil oyuncuları ise en ufak bir konu olduğunda kapris yapıyorlar. Özetle o dönemin oyuncuları ile şimdiki dönemin oyuncularını kıyaslamak mümkün değil.
Erol Usta: Şüphesiz ki; buna benzer anılarınız çoktur. Bugünün oyuncularının örnek alması açısından unutamadığınız başka bir anınızı anlatırmısınız?
Alaattin Durmaz: Olmaz olur mu o kadar çok anım var ki, bunların içinde beni en çok etkileyen ise, rahmetli Ayhan Işık bir gün sete 5 dakika geç kalmıştı. Hiçbir zaman sete geç kalmamıştır. O gün 5 dakika geç geldi sete ve tüm arkadaşları bir araya toparlayarak özür diledi ve o gün hepimize öğle n yemeği ısmarladı. Türkan Şoray, sultan, Ayhan Işık, kral diyorsa bu halk boşuna söylememiştir.
Hiç unutmadığım bir anımda rahmetli Kemal Sunal’la çöpcüler Kralı’nı çektiğimiz sette yaşamıştım. Çöpcüler Kralı Filminin 15 gün içinde vizyona girmesi gerekiyordu. Bu nedenle 15 gün ayakkabımızı dahi çıkartmadan çalıştık. Rahmetli Kemal Sunal gündüz çekimlerde gece ise dublaja gidiyordu. Kahve sahnesini çekecektik. Set hazır Kemal ağbinin gelmesini bekliyorduk. Aradan biraz zaman geçti ve Kemal ağbi hala yoktu. Sonra aramaya başladım. Bakmadığım yer kalmamıştı. Şener Şen yanıma gelip, ‘boşuna arama ben nerde olduğunu biliyorum’ dedi. Nerde söyle de ağbi çekimlere başlayalım dedim.
Bunun üzerine Şener Şen, ‘git çay ocağının altında iki sandalyenin üzerinde uyuyor’ dedi. Gittiğimde uyandırdım ve hemen sete geldi. Çalışmaya başladı. Sonra Şener Şen’e, ‘siz neden orda olduğunu biliyordunuz’ diye sordum. O da ‘bende orada uyuyorum’diye cevap verdi. O günün koşullarında bin bir güçlükle filmler çekiliyordu. Buna rağmen set ekibi ile oyuncular arasında sevgi ve saygı vardı. O dönemin filmleri zorluklara rağmen sevgi ile çekildiği için bugün hala ilk vizyona çıktığı gün gibi ilgiyle seyrediliyor.
Erol Usta: Sizin dönemin oyuncuları ile bugünkü oyuncuları kıyasladığınızda sizce ortaya nasıl bir oyuncu portföyü çıkıyor?
Alaattin Durmaz: Türk sinamasının imkanları bugünkü gibi değildi. Dönemin oyuncuları oynadıkları rölü yaşıyorlardı. Tüm zorluğa rağmen ve sansöre inat işlerini zevkle yapıyorlardı. Kemal Sunal’ın filmleri bir çok kez sansüre takılmasına rağmen bugün hala yüzlerce oynamasına rağmen seyrediliyor. Recep İvedik’in filmi o günlerde çekilseydi sansörden bir karesi dahi geçmezdi. Şimdi size soruyorum, Kemal Sunal filmlerimi komedi, Recep İvedik filmlerimi komedi?
Tarihi filmler çektik. Şartlar o kadar zordu ki; tarihi filmler için özel plato kuruldu. Nede kostümler özel yapıldı. O şartlara rağmen çekilen her tarihi film amacına ulaştı. Bugün ise dev produksiyonlara rağmen, birkaç projenin dışında tüm imkanlara rağmen gerçekleştirilen projelerin başarılı olduğuna inanmıyorum.
Erol Usta: Sizce yeri doldurulamayacak oyuncular kimler?
Alaattin Durmaz: Önce rahmetlileri söyleyeyim, Kemal Sunal, Ali Şen, Ayhan Işık, Yılmaz Güney, Hulusi Kentmen, Adile Naşit, Sadri Alışık, Erol Taş gibi o dönemin oyuncularını saya biliriz. Bugün önümüze gelen bir projeyi okuduğumuzda cast için, Danyal Topatan, Sami Hazinses, horiz nuri ile o dönemin oyuncuları aklımıza geliyor. Yeni nesilden de iyi oyuncular var şüphesiz ki; bunlara örnek olarak, Ceyda Düvenci, Kenan İmirzalioğlu, Halit Ergenç gibi bir çok oyuncu arkadaşımız var tabii ki;
Erol Usta: Çocuk yaşta başladığınız bu meslekte set dışında hiç oyunculuğu denemediniz mi?
Alaattin Durmaz: O dönemlerde beni oyunculuktan ziyade kamara arkası ilgilendiriyordu. Bir filmde rahmetli Kemal Sunal’ın ısrarı ile, ‘En Büyük Şaban’ filminde rol aldım. Kemal ağbi ile çok güzel anılarımız oldu. Filmin çekiminde ne diye sorarsanız rol gereği Kemal ağbiye vurmam gereken sahne vardı. Tam vuracağım zaman Kemal ağbi ‘döverim’ diyor, diğer yandan ise filmin yönetmeni Kartal Tibet ‘vurmazsan ben döverim’ diyordu. İkisinin amacıda beni kızdırmaktı. Birkaç denemeden sonra rolümün gereğini yaptım. Sahnenin çekimi bittikten sonra, Kemal ağbi bana, ‘ hiçbir zaman kimsenin etkisi altında kalma ve yaşamın boyunca bu sözümü unutma’ dedi. Bunun dışında reklam filmlerinde rol aldım.
Erol Usta: İlk yapım firmanızı ne zaman kurdunuz?
Alaattin Durmaz: 1993 yılında AFM Produksiyon’u kurdum. Bir çok projenin hayata geçirilmesine destek olmakla kalmayıp, bu alanda yetenekli olmasına rağmen maddi ve manevi desteğe ihtiyacı olan gençlere de her zaman destek oldum ve olmaya da devam ediyorum.
Erol Usta: Çocuk yaşta hayalini kurduğunuz alanda yönetmenliğe ve yapımcılığa ulaştınız. İlk çektiğiniz filmin adı ne?
Alaattin Durmaz: İlk yönetmenliğimi Samanyolu Tv’ye çektiğim Bamteli (komedi programı oldu) Sır Kapısı, Duybaba, Fedai, Bizim Çocuklarımız gibi bir çok projeye imza attım. Önümüzdeki günlerde yapımcı olarak yönetmenliğini, Banu Kaptanoğullarının yapacağı, Başkanın Kızı’nın çekimlerine başlayacağız. Bunun dışında bir çok sanatçıya klip çektim. Bunlardan bazıları ise, Serdar Ortaj, Rafet El Roman, Türk sanat Müziği’nin önemli sanatçılarından Adil Akbay, Şebnem Işıl, Haydar Demir gibi bir çok tanınmış ve sanatçılar ile yerel sanatçılarla çalıştım.
Erol Usta: Sizin sektörün merkezi İstanbul’un Avrupa merkezi’nde genellikle, siz, AFM Film ve Produksiyon olarak, Şirket Merkezi olarak Ümraniye’yi seçmek için bir nedeniniz var mı?
Alaattin Durmaz: İstanbul’un üçüncü büyük ilçesi olan Ümraniye son yıllarda en fazla gelişip büyüyen bir ilçe. Sosyal ve Kültürel anlamda da bir çok projenin hayata geçmesinde ve sergilenmesine ev sahipliği yapıyor. Belediye Başkanı Hasan Can’ın göreve gelmesinden sonra sanatsal etkinliklerle Ümraniyeliler, daha fazla iç içe olmaya başladılar. Bu sektörde yetişen ve Ümraniye’de yaşayan biri olarak, burada yaşayan ve bu anlamda bir yerlere gelmek isteyen Ümraniyeli gençlerimize deneğim ve birikimi aktarmak için AFM’nin merkezini buraya taşımaya karar verdim. Şuan şirketimizin merkezinin kuruluş çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki günlerde sanatçı dostlarımızın da katılımıyla açılışı gerçekleştireceğiz.


































